sorma

ona buna şuna beni sorma

nedenini ebedini  bana sorma

kelimeni seviyeni kendine sorma

kaç dumanda kafası sorma

 

TAMDA YENİ YILA GİRERKEN

girerken hayallerim ve çıkarken olmuşlar … olsun her sene daha ümitli daha istekli…çok para kaybettim çok zaman ama büyük çok büyük tecrübelerim oldu. başarılarıma yardımcı olucağını düşünüyorum … pek güzel şeyler olmadı ama yinede sevdiklerim hayatta ümitlerim … mesela papatya seven… mesela biricik bacılarım girdi hayatıma . ecem , elif , sena , yağmurrr… iyiki varlar . dışında hep olumsuz şeyler zaten o yüzden çokta o tripe girmek istemiyorum, tripli gitmryrlim seneye …  2019 dan çok umutluyum zaten tek sayıları oldum olası severim ahahah 🙂 neyse mutlu , huzurlu , sağlıklı ,başarılı ,aşklı , çokta kazançlı bir yıl olması dileğiyle …

İNANÇ

bazen unutamazsın. en basit şeyleri . geçmişte yaşadıklarıını , hatalarını , başarılarını , sevinçlerini hüzünlerini . kötü bir durumun içindeyken kendi kendine söylersin ya hiç geçmiycek hep böyle devam edicek. aslında bir kaç saat sonra geçicek hatta hayatına olumlu yönde değiştiricek kötü şeyler . hayatımız değişim tam içinde . 20 li yaşlarada yaşadıklarımız unutulmayacak . genelde hata yaşalrı bunlar. istediğin , doğru sandığın herşeyi deneyimlemenin yaşı . yapabildiğince hata yapmalı . her günüm hata her günüm yanlış . sorumlu olabilceğim ne bir eşim ne bi işim nede bir çocuğum var . ama şuan yaşadığım her tecrübe onlara olumlu yönde dönücek bunun olgunluğundayım. bazıları az hatayla yaşar bunu tercih eder , az deneyimleyerek . ben çok deneyimleyerek çok tecrübe kazanmayı istiyorum . ve  doğru yolda olduğumu ümit ediyorum . hatasız kul olmaz , hatamla sev beni . iklim iklim olgunlaştığımız bu yaşlarda yıpransakta doğru yolu , başarıya ulaşacağımıza inanıyorum . sizde inanın . çünkü inanmak başarmanın kolonları…

TÜKÜRDÜĞÜMÜ YALARIM

tükürdüğümü yalamam diyenler vardır herkesin çevresinde . bu deyim egonun daniskasının o kişide olduğunu düşünüyorum. evet inat belirtisi. zaten inat huyu olan kişilere dikkat edin kesinlikle egolu insanlardır . bence tükürğümüzü yalıycağımız durumlar olur hayatta . ego ego ego . benim kayıplarımın en büyük sebebi. kişide olabilecek en büyük sorun . çünkü egolu insanlar doğruyu öğrenseler bile yanlışı kabullenemezler. herşey onların bildiği gibir. genelde bu tarz kişiler ortamlarda en çok kavga edenlerdir . evet bunları herkes biliyor cümlesini içinizden geçirdiğinizin farkındayım . peki egomuzu nasıl körertiriz ? ben baya baya körerttim. yok kadar minik bişeyler kaldı içerde . öncelikle sustum . aslında susmak en büyük kazanç . çünkü fikrini söylemeyerek bir kere muhabbbete dahil olmuyorsunuz . soyisim meselesi , yani isminizdeki en büyük etiket. ben bir dönemin çok başarılı olan ailenin çocuğuyum . bize kimse ismimizle hitap etmezdi ; sevinçlerden furkan . bizde bi ortama girdiğimizde ismimizden önce soyismimizi söylüyorduk . beni en çok zorluyan şeyde bu oldu. dedemin siyaseti bırakması babamların iflas etmesi ve amcalarım ,çocukları hiç biri eğitim dışında başarıya ulaşamadı . bence çoğu istemediği için olmadı çünkü böyle bir eğilimleri yoktu . varsa kültür varsa eğitim. bilirsiniz insanlar şuan para ve makam ‘a saygı gösteriyor. bu yüzden insanların gözünde kalitemiz düştü . çoğu yerde artık sevinçlerin çocuğu olman bir anlam ve önem ifade etmiyor. ve ben bunu senelerdir kabullenemedim. şimdi ise aslında kimlerden geldiğinin veya isminin arkasındakinin çok önemli olmadığının farkındayım . ben furkanın . muhammet furkan sevinç. namı değer mfs 🙂 yaa kesinlikle tamamen bireysel başarılar mesele . ben henüz yakalayamadım . ama aslında maddi şeyleri yaşamış birisi olarak suan ön planda değil benim için . mesela şuan istediğim şeyleri yapamıyorum . bahsetmiştim diğer yazılarımdan birinde bizden az imkanı olanlarla aramızdaki farkı kapatıp onlarla aynı imkanlara kavuşmak . bunu hala başaramadım tam anlamıyla yapamıyorum. egom azaldıkça onları daha iyi anlayabiliyorum. evsizleri , sevgisizleri , sessizleri , aşsızları…  aslında hiç birşey olmadığımızı , çok mükemmel olmadığımızı , para kazanmanın bir sınırının olmadığını , lüksün bir sınırının olmadığı ne zaman anlayabilicez ?  hergün kırmızı et yemek yerine ihtiyaç sahibi 4 kişiye beyaz et yedirebiliceğimizi , büyük markalardan kıyafet alıcağımız bir parçayla küçük bir markadan onlarca kişi giydirebilceğimizi , boş vakitlerimizi sosyal medyada geçirmek yerine sevgiye harcıycağımız… ne zaman bunları ? bunları yapabilsek ne ego ne inat ne kötü hırs ne para ne pul , derstsiz tasasız , mutlu bir hayat . yapmamız gereken sadece bizde fazla olanı az olanla paylaşmak . egomu ben bunları düşünerek bitirmeye çalışıyorum . eminimki bunları tam anlamıyla yaptığım gün körertmiş olacağım . olacağız . hadi şimdi sen en masrafsız ama en zor olanla başla ? benimle sevgini paylaşır mısın ?

GELEN 2

Çok bahsettik geçmişten, hatalardan, yaşanmışlıklardan. Çok tuhaf değil mi? Herkes farklı yollarda yürümüş, farklı insanları sevmiş belki nefret etmiş. Ama sonunda herkese sorsan aynı sorunlardan yakınıyor. Eğer herkes yakınan taraftaysa yakınılanlar kim merak ediyorum. Mesela ben. Kimin kalbinde iz bıraktım acaba, kimin kalbini kırdım, yaralar açtım da farkına varmadım. Ya da sen. Kimin canını yaktın, kalbini sızlattın. Niye böyle bu hayat ? Niye böyle bir döngünün içindeyiz. Niye unutamıyoruz bazı şeyleri? Ya da niye olmuyo bazı çok istediğimiz şeyler ? Bazen çimlere atıyorum kendimi uzunca gökyüzüne bakıyorum istiyorum ki çocukluğumdaki gibi bulutlardan şekiller,hayvanlar bulayım. Ama düşünceler peşimi bırakmıyor. Cevabını kimsenin tam olarak bilmediği bir dünya çok tuhaf değil mi? Ya da bilenlerde var mı acaba? Tam şimdi az önce camı açtım derin bir nefes alıp yıldızlara baktım. Şu an kaç kişi daha benim baktığım yıldızı görüyor acaba? Çok soru soruyorum değil mi? Bunların cevabını beklediğimden sormuyorum. Sadece sende bu soruları soruyor musun hayata merak ediyorum. Bugün yolda yürürken insanları seyrettim ve sonra dedim ki. Nereye bu yolculuk ?. Ne bu telaş? ve sonra yürüdüm aynı yollardan…
Bu şarkıyı dinliyip,
fırlatalım mı dertleri göğe?
MELİKE ŞAHİN-Bİ FIRLATSAM

GİDEN 2

bence çok kişi var bu döngünün farkında olan . cesaret edemiyolar döngüyü bozmaya. benimle bu döngüyü bozmaya var mısın ? çok kişi oldu kalbimi kıran, beni üzen , kötü izler bırakan .  evet herkes birilerini anlatıyor. şu bana böyle yaptı . bu bana öyle yaptı… aslında kimsenin kimseye yaptığı bişey yok. herkes kendisi yapıyor. biz bişeyleri doğru yapsak karşılığının hata olmuycağına eminim . ben yazıyorum bunları belki birilerine faydalı olur diye ama aslında yaşayıpta görücek herkes i tecrübe edicek . bu yazıyı eğer papatyadan başkaları okursa bigün onlara tavsiyemdir herşeyi tecrübe etmeye ömrümüz yetmez. çoğu başarılı , az yaralanmış insanlar başkalarının tecrübe ettiği fiilleri öğrenerek kendine geçiriyor. eğer başarı gibi bir hedefiniz varsa tecrübeleri yaşamaktan çok öğrenin. konu nasıl tecrübeye geldi ? ben binaların içinde yaşıyorum her yer ama he ryer beton . çimlere yatıp bulutlardan şekil çıkartma gibi imaknım pek olmuyor. ama sürekli düşündüğümün farkındayım. mesela bazıları yastığa kafalarını koyduğu anda uyuyorlar. ben uykumun olmasına rağmen saatlerce uyuyamıyorum . burdan biliyorum işte gereğinden fazla düşündüğümü. yıldız değilde ay benim dikkatimi daha çok çekiyor. mesela her akşam aynı ay’a bakarak belki birbirimizle konuşuyoruz . düşüncesi bile vücuda mükemmel güzellikler salgılıyor. hani günde bazen 7-8 kere söylüyorum ya seni tanıdıkça sadece gülüşünün veya yüzünün veya içininin değil ; her düşüncende incelikleri her haraketindeki zarafeti fark ediyorum . dertleri fırlatalım göğe. yağmurda yürüdüğüm her yol uzuyor önümde. ve ben günleri izlerken. yağmur damlaları ayağıma değerken kahvem bitmeye yakınken. birlikte huzura doğru yolculuk ?
NİL İPEK – SAĞANAK YAĞMURLU ŞARKI
MFS

GELEN

Ne istiyorsun bu hayattan ? Bunu çok soruyorum bu aralar karşıma çıkanlara, ben ile başlayan cümleler kuruluyor genelde. Ben mutlu olmak, ben huzurlu olmak, ben başarılı olmak istiyorum. Bir şeylerde hata yok mu sence de ? bundan birkaç ay önce sorsalar bende aynı şeyleri sıralardım. Şimdilerde mutlu bir dünya. Mutlu bir aile. Mutlu çocuklar. Huzurlu bir ruh. Güzel bakan gözler diyorum. Hata burada gibi geliyor. Bunu yazıyorum belki ileride diyeceğim ki ‘ah ne saf düşünmüşüm asıl olan bu değil’. Ama şu an bunları kabullenmek iyi geliyor. Kabullenmek. Aileni,sevdiğini,sevgilini,arkadaşlarını ve kendini. Ellerini,gözlerini,saçlarını, fikirlerini,ruhunu kabullenmek. Bazen yaptığın şeyler eleştirildiğinde ben bunu değiştireyim diyorsun ve onlar gibi yapmaya çalışıyorsun. Öyle yaptığım zamanlar aynaya baktığımda ‘hayır bu ben değilim ve iyi hissetmiyorum’ diyor ruhum. Ruhunun, kendinin iyi hissettiği şeylerin peşinden koş. ikinci aşama nasıl istiyorsun? Bir şeyler yanlış. Bir şeyler hatalı.. Kendini günde kaç kez eleştiriyorsun ya da eleştirmiyorsun. Evet bir şeyler istiyorsun peki bunun için n’apıyorsun? Sana da beynin sen bunu yapamazsın, başarılı olamazsın diyor mu ? peki sen evet yapamam deyip oturuyor musun ? yoksa hayır ben bunu yapıcam. buna inanıyorum diyebiliyor musun ? kim yeniyor bu savaşı ? .. Değişmek.. ne için ? Kolay mı bir senaryo gibi yazılan hayatından istemediğin şeyleri silmek. Silsen de izi kalmaz mı. Yırtıp atsan, bir mucizevi güç gelse ve unuttursa değişmesini istediğin şeyleri. Sen olur musun şu an ? Şimdi düşündüğün gibi olur musun ? Bu bir illüzyon insanların sana bakışını değiştirmek. Seninle ilgili düşüncelerini değiştirmek. Neyse bu kadar düşünmeyip sprite yerine cola içelim. Ve değiştirelim hayatımızı. Ben kendi senaryomda insanların düşüncelerini anlamamış gibi yapan saf, insanlara, hayvanlara, doğaya güzel bakan bir kız hayal ediyorum. Evet bir kız çocuğu. Salıncakta sallanırken yüzünü okşayan rüzgardan hoşlanan, sık sık gökyüzüne bakan, gökyüzünde uçan kuşlar gibi aklında da kuşlar uçuşan ve kalbinin peşinden giden bir kız çocuğu. Değişimin simgesi. Eskilerde o çok dinlediğin şarkı şimdi ne diyor sana? aynı şeyleri hissediyor musun? Sahi ne tuhaf değil mi ben sana bir şeyler anlatmak için yazıyorum ve sen okuduğunda belki anlaman gerekeni anlamayacaksın. Yazarların kıymeti pek çok daha bilinmeli anladım. Hani Şair demiş ya; Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim gene de az gelirmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda..

Okunurken dinlenilmesi tavsiye edilen müzik (SYML-FEAR OF THE WATER)

GİDEN 

on binlerce kitap okumadım , afilli şiirler yazamıyor , anlamlı cümleler kuramıyorum belki . sadece ne yaşadığımı iyi biliyorum . bu yazıyı okuyana kadar çok daha olumsuzdu bakışlarım . aslında farkındayım anlatmak istediklerinin . ya işime gelmiyor yada negatif düşünceler bastırıyor . evet hatalarım, yanlışlarım olmasa bugün bu şekilde düşünüyor olmuycaktım. senaryoda oyuncu olmayı istemiyorum belkide . başrolde sen yoksan hiç tatlı gelmiyor senaryolar. yönetmenlik daha çok dikkatimi çekiyor şuanda . bulunduğum hayatı yönetmek . yaşadığım hayatta kimseyi değiştiremem bunu biliyorum. kimse ben istiyorum diye mükemmel olmayacak. ama rol yapanlar olucak bunu iyi biliyorum. kimisi para için , kimi şan için , kimisi makam için , kimiside profesyonel oyuncu olduğu için . sen nerdesin? hani o romantik söz var ya ; sen nerdeydin bu zamana kadar ? seninle neden çok geç tanıştık ? bunu soruyordum geçen gün kendime seneler önce tanısmamıza rağmen neden yeni tanıyorum seni. ben hayatta tek birşeyi çok istemiştim Allahtan. bir gün inşAllah alie kurucam bunu hep ama hep hayal ettim. kurmaya başladığım ilk günde hayatta almam gereken deneyimleri , çekmem gereken acılırı , yemem gereken kazıkları , yaşamam gereken maddi manevi tüm ama tüm tecrübeleri yaşamış ; onlara o kadar çokk yeterli halde olmak . hep bunu istemiştim. her solukta anlam verilebiliyordu bu kadar anlamsızlıkların içinde. bi yazar demişti ya . bilmiyorum nefes nasıl alınır , bilmiyorum  ne yiyip ne içmeli, bilmiyorum , bilmiyordum .bildiğim tekşey  hoşgeldin ; sol üst köşeye … 

dinlenilmesi tavsiye edilen müzik ( SYML – WHERE ‘S MY LOVE)

TEŞEKKÜR EDERİM Ş.S BENİ KIRMADIĞIN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM VARLIĞI İÇİN,YOKLUĞUNUN DÜŞÜNCESİ BİLE ÇOK KARANLIK…..

Karaköyün Havası

İstanbulda Mutlu olduğum yerlenden birindeyim ; karaköy. Karaköyde insanlar özgür çünkü. Bu beni mutlu ediyor galiba . burada aslında pek yerli kimseler yok . genelde öğrenci kısmı var . ezan sesi geliyor şimdi bu huzur veriyor mesela . birkaç dakika sonra burada yüksek sesli müzik seside duyabilirim. Belkide bir kaldırımın üzerinde elinde gitarı kalbinde hayalleriyle şarkı söyleyen bir çocukta görebilirim. Karaköy öylr bir yerki istanbula oturanların arasında seçilmiş insanlar var hep.  Buraya gelmen için çok zengin olman gerekmez. Burada simit fiyatına çay içebilirsin yani 1 tl ye bile çay satan yerler var . hatta suan onlardan birinde oturuyorum . burada ermeniylede sohbet edebilirsin kapalı bir hanım efendiylede belki bir ateistlede . burda dine göre , renge göre veya siyasi düşünceye göre insanlar birbirlerini yargılamıyor. Bu yüzden çay acı olsa bile aldığın nefes bunu bastırabiliyor. Bi sokak arkamda maddi durumu iyi kişiler takılıyor genelde . her gittiği yeri sosyal medeyada paylaşan yani etiketi seven arkdaşlar. Biraz karşıyım buna ama yinede saygı duyuyırum . sabah bir filim izledim . dünyanın en güzel kokusu 1-2 filmlerini. Zannedersem o film de yine istabulda sevdiğim yerlerden biri olan Kadıköy taraflarında çekilmiş. Düşünsenize istanbulda deniz manzarası olan bir evde oturmak var. Birde metropolleşen yerlerden birinde . şaşırmayın ama manzarası olan evlerin kirası daha uygun . işte bu canımı sıkıyor . insanlar nasıl olurda yapay olan şeylere daha fazla para harcar. Nasıl dah önemli hale gelir ? şaşırtıcı . istanbula gelen turistler neden karaköy , Kabataş Sultanahmet , Eminönü , Kadıköy  taraflarında geziyor ? neden beylikdüzünde veya bahçeşehirde değilde buralarda geziyor ? istanbulda yaşayıpta bunu hiç düşünmemiş milyonlarca kişi olduğuna eminim. Belkide aylarca buralara gelmeyenler vardır . böyle güzelliklerin içinde bulunupta bunu yaşayamayanlara gerçekten acıyorum … saygı duyuyorum kesinlikle insan istediği yerde istediği gibi yaşamalı ama buralara gelmeme bahanesi maddi veya manevi olamaz . istanbulun yüzde doksan bandında yerlerinden buraya cebine 10-15 tl koyup buralara gelinebilir . mesela sigaraya günlük bu paralar veriliyor . günde 1 tane az sigara içilerek 2-3 haftada bir buralara gelinebilir. Ben yemek yemeği sevmem yani yaşamak için illa yenilmeli ama benim için sadece açlığı gidermeye yarayan bir şey . bunun için gezmem için çok paramın olması gerekmiyor. İnsan yaşamında birşeyleri sıralamalı. Aşk mı mantık mi ? bilgi mi para mı? Sevgi mi ihtiyaç mı ? bunun gibi şeyleri sıralamalı belirlemeli ve ona göre yaşamalı insan. Bu demek değilki hem aşkımı yaşayıp hemde mantıklı bir hayat yaşayamam. Olur mutlaka ama ikisinide tam olarak başaramaz bence insan. Hayatta başarıyı yani istediği şeyi yapabilmesi için neyi istediğine karar vermeli ve hayatını buna göre yönlendirmeli . umut ediyorumki herkes hayatında istediği şeyleri yaşayabilir . ben herkesin kendi elinde olduğunu düşnüyorum . sizde bunu düşünür ve buna inanırsanız bunu başarabilirsiniz.